| ||||||||||||||||
| ||||||||||||||||
| Anasayfa | Güncel | Siyaset | Spor | Ekonomi | Kültür&Sanat | Sağlık | Foto Galeri | Videolar | Bugün: 10 Eylül 2010 | ||||||||||||||||
Liderler nasıl bir intiba oluşturuyor?
Bürokrat tipi politikacı olmaktan çok halk tipi politikacı rolünü başarıyla oynayan Kılıçdaroğluna dikkat ediniz. Türkiye'yi tabir yerinde ise dört dönüyor. Genel başkan koltuğuna oturduğu günden beri bütün ülkeyi en az ikişer kere gezmiş olacak.
Bu önemli. Önemi şu: Söyleyeceklerini televizyonda değil, meydanlarda söylüyor. CHP teşkilatı ona yetişmek için çabalıyor. Dolayısı ile üzerine ölü toprağı serpilmiş, etkisiz elaman görünümlü bir CHP örgütü yerine, dinamik bir CHP örgütü ortaya çıkıyor. Aynısını MHP'ye, DP'ye ve SP'ye de tavsiye ederiz. Halk tipi liderlik özelliklerinin en başında halk ile özdeşleşme gelir. Yani halkın bizzat kendisi gibi olma. Kılıçdaroğlu fındık bahçesine girerken sembolik de olsa buna vurgu yapıyor. Söylemlerine dikkat ediyor musunuz? Söyler misiniz itiraz edilecek ne söylüyor? Yolsuzluklar devam etsin diyen olabilir mi? İktidar partileri dokunulmazlıkların ardına sığınarak zenginleşsin, padişahlar gibi dilediğini yapsın kim diyebilir? Hayali ihracatçılar, naylon faturacılar, yan gelip yatsın diyecek olan var mı? Peki, kul hakkına evet diyen? İşsizliğe çözüm istemem diyecek birini tanıyor musunuz? Yok! İşte bu söylem, halk söylemi. Kılıçdaroğlu'nu ötekilerden ayıran da bu. R.Tayyip Erdoğan, liderlik özellikleri bakımından etkili biri. Beden dili, konuşma biçimi, söylem tarzı ile kendinden emin bir insan mesajı veriyor. Kim ne derse desin iyi bir hatip. Ancak şartlar değişince hemen çark ediyor. Çoğu söylemleri de çelişkili. Mesela 35. Maddeyi kaldırmamış ama “darbeleri önlüyorum” diye oy istiyor. 12 Eylül 1980 darbecilerini yargılayacağını söylüyor; ama bu adamların yargılanması mümkün değil. Hepsinin yaşı ilerlemiş, yaş haddinden yargılanamaz olmuşlar, pek çoğu da ölmüş. Erdoğan'ın en önemli özelliklerinden biri de, sanki bir öncekileri o söylememiş gibi, tam aksini söyleyebiliyor olmasıdır. Bunu da büyük ustalıkla yapıyor. Çok dikkatli olmayan yalpalamayı sezemiyor. Kılıçdaroğlu ise, mahalleden biri. Mahallenin abisi gibi. “Sizi kötülüklerden kurtaracağım” diyor bize. Kahramanımız olabilir mi? Bilmem. Halka sormak lazım. Diyeceksiniz ki, zaten o aşamadayız. Demek ki 12 Eylülde göreceğiz. Bahçeli, bürokrat tipli. İçimizden biri değil; köyümüzün ağası. Beyefendi. Yalansız, dolansız, dürüst; bu tamam; ama o bir ağa. Bu sebeple aristokratik bir imaj veriyor. Söylemlerini asık suratla ve sert söylüyor. Kavga eder gibi. Bazen gereksiz yere bağırıyor. Buna lüzum yok. Nitekim demokratik liderlik ve buna dayalı siyaset bunu kaldırmıyor. Haklı iken haksız gibi görülebiliyorsunuz. Bu durum, ona çok şey kayıp ettiriyor. 12 Eylül 2010 referandumu bakalım ne söyleyecek? Burada oylanan anayasa değişiminden çok, liderlikler ve politik söylemler olacak.
|
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
|||||||||||||||
Ayaronline © 2006-2010 Tüm Hakları Saklıdır. Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||